Aralıksız uçuş : Ebabiller hiç durmadan 3 yıl uçabilirler. Bu kuşlar, yeme, içme, yıkanma, uyuma gibi tüm gereksinimlerini uçuş sırasında giderirler. 18 yıl yaşayan bir ebabil, bu süre içinde 8 milyon km uçabilir. Bu da dünya çevresinde 220 kez dönmeye eşdeğerdir.
- Uçan kuşların en büyüğü : Güney Amerika'daki And Dağları'nda yaşayan bir akbaba türü olan Kondor'un kanat açıklığı 3.2 metredir.
- En uzun mesafe uçuş : Kutup sumrusu her yıl bir kutuptan diğerine uçar ve yazı sırasıyla bir kuzey kutbunda, bir güney kutbunda geçirir. Her iki kutupta da güneş yaz ayları boyunca hiç batmaz. Bu nedenle kutup sumruları aynı zamanda dünyanın en çok gün ışığı gören kuşlarıdır.
- En küçük kuş : Vatanı Küba olan bir tür kolibrinin boyu (gaga ucundan kuyruk ucuna kadar) sadece 57 mm'dir.
- Kara kızılkuyruğun kalp atım sayısı insandan 12 kat daha fazladır.
- Çalıkuşu, 4 gr ağırlığıyla Avrupa'nın en küçük kuşudur. Çok ince dallara dek gidebildiği için buradaki böcek ve sinekleri kolayca avlar.
- Baca ebabili (Bace süpürücü - Chaetura pelagica) kanatlarını aynı zamanda değil, bir biribi bir ötekini sırayla çırpan tek kuştur.
- Çiğdeci serbest yaşamında son derece saldırgan bir kuştur. Papağan gibi kelimeleri öğrenebilir, hatta cümleler kurabilir.
- Gökdoğanın hızı saatte 350 km'dir. 1524 metre yükseklikten yataya 45 derecelik açıyla dalışa geçen gökdoğanda hızın 370-386 km/saat'e ulaştığı hesaplanmıştır.
- Taçlı ötleğen (Sarı sırtlı ötleğen - Dendroica coronata)!nın yuvasını hazır bulan boz başlı inekkuşu (Molothrus ater) burayı işgal ederk yumurtlar. Ötleğen, çatışmaya girmeden eski yuvanın üzerine yenisini yapar. İkinci yuva da işgal edildiğinde, ikincinin üzerine üçüncüyü de yaptığı görülmüştür.
- İskete kuşunun mavi bir türü çok sevimli bir yaratıktır. Posta kutularına, evlerin pencere köşelerine yuva yapar. İnsalnlar tarafından gerek sevimlilikleri, herekse sinek ve böcekleri yediği için çok sevilir. Bu kuşun bir başka merakı da diğer kuşların yuvalarındaki yavruların kafalarını delip, büyük bir zevkle beyinlerini emmektir.
- Amerika'da yaşayan bir tür kartal, maymun, karaca, tilki ve domuz yavrularına aniden saldırarak beyinlerini parçalar ve sonra o bölgeden uzaklaşır. Bir süre çevrenin güvenli olduğundan emin olduğunda, öldürdüğü avının yanına gelerek onu taşıyabileceği büyüklükte parşalara ayırır ve yuvasına götürür. Bu davranış, yavrusu öldürülmüş kızgın bir ananın intikamına karşı aldığı korunma önleminden başka bir şey değildir.
- Kaya kartalı göz kapağını kapamadan güzeşe doğru bakabilir. Çünkü, ikinci bir göz kapağı vardır.
- Karabataklar mükemmel dalgıçlardır. 50 metre derinliğe kadar dalabilirler. Bunun sırrı tüylerinin yağsız olmasıdır. Ama dalmalarını kolaylaştıran bu özellik bir dezavantajı da beraberinde getirir. Daldığında yağsız olduğundan ıslannan tüylerle uçması olanaksızdır. Bu nedenle bir tüneğe çıkıp kanatlarını açar, güneş ve rüzgarla onları kuruttuktan sonra yeniden uçabilir.
- Ekin kargası, kendisi kapkara olduğu halde en çok korktuğu renk siyahtır. Fakat korkulacak bir şey olup olmadığını araştıracak kadar da zekidir. Yapılan deneylerde beşe kadar saymayı becerebildiği gösterilmiştir
- Kuş beyinli ? Kuşlar en küçük birim hacme en fazla sayıda beyin hücresi sığdırarak memeli hayvanlarla yarışabilmektedir. Çalıkuşunun beyninin her bir milimetre kübünde 135.000 kadar nöron vardır. Bu sayı kaşalotta sadece 1000!dir. Buna karşılık 4 gramlık çalıkuşunun beyni 250 mg iken, 30 tonluk kaşalotun beyni sadece 10 kg'dır.
- Yalıçapkını neden çapkın ? - Yalıçapkını avlanırken suyun birkaç metre üzerinde, havada asılı kalır ve balığı gördüğünde hızla suya dalarak avını büyük bir yetenekle yakalar. Rivayete göre, kuşu böyle havada asılı kalırken gören yalılarda oturan genç bayanlar "vayy çapkına bak, bizi gözlüyor" demişler ve o günlerden sonra da kuşun adı çapkına çıkmıştır.
- Alakarga : Saksağanla beraber, kargaların arasında en az kargaya benzeyen türdür. KAnadındaki mavi-beyaz bölgeler, kanat ucu ve kuyruğundaki siyah bölgelerle kontrast oluşturur. Sonbahar ayları dışında ağaçlık bölgelerin dışına pek çıkmazlarken, bu dönemde sıkça görülürler. Alakargaların meşe palamutlarını bulup gömdükleri bu dönemde kolayca görülürler. Topladıkları palamutları daha sonra yemek üzere toğrağa gömerler. Bazen günde bin tane palamut gömdükleri olur. Ormanda her yer birbirine benzerken sakladıkları yeri bulmak için çok akıllıca bir iş yaparak, buralara işaret koyarlar. Bunun için bazen ağaç dallarını, bazen taş parçalarını kullanırlar. YApılan deneylerde 9 ay sonra bile sakladıkları yerleri buldukları gözlenmiştir. Türkiye'de altı değişik alt türü vardır. Besinini böcekler, meyveler, yumurtalar, zaman zaman da diğer kuşların yavruları oluşturur. Genelde çok utangaçtır, ama oldukça gür bir sesi vardır. Küt uçlu, geniş kanatlarını yavaş yavaş çırpar. Kanatları bu şekilde uçan kuşlar genellikle kısa mesafe uçucularıdır. Kanatlarının bu şekli sayesinde ağaçların arasında kolayca uçarak dolanır. Çok iyi bir ses taklitçisidirler. Düşmanlarını korkuratak yavrularından uza tutmak için çok iyi alaca baykuş ya da şahin taklidi yaparlar.
-- Saksağan : Siyah-beyaz renklerin harika birlikteliğinden oluşan güzel rengiyle Türkiye'nin birçok yerinde görülür. Genellikle şehir dışına çıkmaya başladığınızda görmeye başladığınız bu güzel kuş, nazı illerde adeta leş kargasının yerini alarak şehir içine yerleşmişken (ANkara), bazı illerde de neredeyse hiç yoktur (Antalya). Ağaçların bulunduğu açık arazilerde ve vadilerde yaşamayı yeğler, sık ve dik ormanlarda genellikle görülmez. Uzun kuyruğu, siyah beyaz rengi ve düzensiz kanat vuruşlarıyla kolaylıkla ayırt edilir. Neredeyse her şeyi yer. Parlak nesnelere özel bir düşkünlüğü vardır. Bunları toplayarak yuvasına taşır. Yuvasını bir de çatı ekleyerek sağlamlaştırdığı için kolayca tanınır.
- Sarı gagalı dağ kargası : Dağlardaki kayalıklarda ürer. Yakın akrabası kırmızı gagalı dağ kargasından ayırmak gemellikle kolay değildir. KIrmızı gagalıya göre daha kısa gagalı, ince kanatlı, kısa parmaklıdır. Kuyruğu daha uzun ve ucu yuvarlaktır. Koloniler halinde yüksek bölgelerdeki kayalıklarda ürer. Çok sosyal ve oyuncudur. Süzülme konusunda tam bir uzmandır, akrobatik hareketler sergiler. Türkiye'de Toroslar, Kaçkarlar ve Denizli'de ürer. Kışın daha alçak bölgelerde de görülür.
- Kırmızı gagalı dağ kargası : Sarı gagalı akrabasından biraz daha iridir. Gençlerdeki turuncu gaga nedeniyle ayırt edilmesi zor olabilir. Kışın koloniler halinde alçak bölgelere de iner. Toroslar, Kaçkarlar ve Güneydoğu Anadolu'da ürer.
- Küçük karga : Karadeni ve Akdeniz sahil bölümleri dışında her yerde bulunur. Şehirlerde de sıkça görülür ve kalabalık gruğlar oluşturarak gezerler. Uçaren çok belli olmayan parmakları ve hızlı kanat çırpışı belirgindir. Sesi de diğer kargalardan farklıdır.
- Ekin kargası : Uzun, güçlü, gri gagası, sivri kafasıyla diğer kargalardan ayrılır. Uçarken parmakları kolayca belli olur. Uçuşta küçük kargayla karıştırılabilir. Bozkır ve ekili alanların yakınındaki ağaçlarda kalabalık koloniler halinde ürer.
- Leş kargası : Gövdesindeki gri bölgeler sayesinde kolayca tanınır. Diğer kargalar gibi koloniler oluşturmaz, aileler halinde görülebilir. İzmir ve İstanbul'da çok sayıdayken Ankara'da çok az rastlanır.
- Kuzgun : Kargaların en zekisidir. İri gövdesi, büyük kanatları, iri gagası, baklava şeklindeki kuyruğuyla kolay tanınır. Genellikle dağlık bölgelerde yaşar, ama her yerde görülebilir. Genellikle koloni halinde değil, çift halinde yaşarlar. Üremeyen gençler koloniler oluşturabilir.
- Kuğu : Kuğu masallarda ve efsanelerde her zaman soylu bir hayvan olarak anlatılır. Lekesiz bir beyazlıktaki tüyler, zarif bir boyun, onurla yüksek tutulan bir baş, garip bir çağrıyı andıran çığlık. İşte beyaz kuğu... 60 yıl kadar yaşayan bu kuşun gerçekten soylu olduğunu gösteren iki olay vardır. I.Kuğular sürü halinde uçarken aralarından biri hastalanırsa ya da yorulursa onu asla kaderi ile başbaşa bırakmazlar. II. Erkek kuğu, eşi öldükten sonra asla başka bir eş aramaz, ölünceye kadar bekar kalır. Bu soylu yaratığın doğal bir ölümle aramızdan ayrılması nadirdir. Açlık, kötü hava koşulları, uzun göç sırasındaki bitkinlik ve düşmanlarının saldırısı çoğu kez ölümüne neden olur. Ölmeden önce, en tatlı sesiyle, en tatlı şarkısını söyler. Bu nedenle edebiyatta bir insanın son sözleri için "kuğunun şarkısı" deyimi kullanılır.
Kaynak:
www.kazimcapaci.com kuşlar